8 Haziran 2014 Pazar

Açlık Oyunları - Suzanne Collins

           



         Son yıllarda, özellikle de filminin çıkmasıyla beraber; popüler kültürün zirve tahtına oturan, kitap sever elleri hiç boş bırakmayan, bir o kadar da, artık  insanı kusturacak kadar çok görmeye başladığımız seri Açlık Oyunları'nın, talihsiz blogumuzda incelenecek ilk kitap olması da, yukarıda saydığım sebeplerden ötürü hiç şaşırtıcı olmazdı sanırım. E o halde, başlayalım?
         
     
           Öncelikle ilk kitaptan bahsedecek olursak, gayet basit tarzda hazırlanmış, okuyucuya genel olarak evreni tanıtan, onları birazdan karşılaşacağı sürpriz çeşnilerine hazırlayan olağan bir başlangıç yapılmış, ilk kitaba ve de tabii seriye. Olağan dedik, ancak okuduğum tüm kitaplar arasında, en akıcı başlangıçlardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim bunun. Zira, çevremden bu seri hakkında aldığım onca olumsuz eleştiriye rağmen, kitabı okumaya devam ettiysem, nedeni sadece ve sadece Collins ablanın bu akıcı dilidir. Öyle ki ilk kitap bir oturuşta bitti.- Takriben 5-6 saat kadar - Tabii kitabı bitirdikten sonra, gözlerimin ve vücudumun aldığı o garipşinaz hali anlatmaya pek lüzum yok. Siz okurseverlerin hayal gücünün epey geniş olduğunu tahmin edebiliyorum.

        Öhöm.. Biraz daha ciddileşirsek, seri hakkında çevrenizden aldığınız onca olumsuz puanı, bu yazılığına bir kenara bırakmanızı rica edeceğim. Şimdilik, tüm ön yargılarınızı kırın ve beni dinleyin. Seri, sadece loylomayla, ecişle bücüşle, boş safsatalarla akıp giden bir seri değil. Bu serinin arkasında koca bir eleştiri var efem. Öyle ki, yazar ablamız Susanne Collins, tüm insanlığa ve sisteme koca koca taşlar, hatta kayalar fırlatıyor seri boyunca.


      Biraz bu eleştirilerden dem vuracak olursak, fazlaca spoiler okutmadan, basit şeyler yazabilirim. Şöyle ki, Açlık Oyunları denen şey, kitabın geçtiği Dünya'da seneden seneye düzenlenen, 12 vardiyadan - vardiya da ne olacak, ülke işte ülke - gelen haraçların - yarışmacılara verilen yaratıcı isim - katıldığı büyük bir ölüm-kalım savaşı. Her vardiyadan, biri kız biri erkek olmak üzere 2 yarışmacı katılıyor ve en nihayetinde, toplam 24 yarışmacı arasından 1 galip çıkıyor. Sonuç olarak, bu oyunlarla Capitol'a - Vardiyaların başkenti, aynı zamanda her şeyiyle vardiyaları sömüren - karşı çıkmaya kimsenin gücünün yetmeyeceği, herkesin adam olması gerektiği filan anlatılmaya çalışılıyormuş. ( Vallahi ben demiyorum bunları. Gidin yazara sorun sorularınızı.)


    Neyse, daha fazla içerikten bahsedip, daha kitabı okumamış olanlardan küfür yemeyelim. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki, bu Açlık Oyunları denen meret, Katniss denen ana karakterimsi velet - kitabı gözünden izlediğimiz asi ergen - işte Capitol olsun, diğer vardiyalar olsun, olayın dışında gözüken karakterler vs. vs. Yani kısacası kitap her şeyiyle, her olayıyla sürprizlere gebe. Oradan o çıkıyor, buradan bu çıkıyor. Bir bakıyorsunuz, iki ergenin aşk hikayesini okuyorsunuz, bir bakıyorsunuz sanki Bolşeviklerin arasında 'kahrolsun çar' diye ortalığı inletiyorsunuz.


     Diyeceğim odur ki; bomboş akıp giden, sadece okuyucuyu eğlendirmek veya para kazanilmek adına yazılmış bir kitap değil bu. Ha tabii, Susanne Collins milyon dolarları cukka cukka hüpletti ama biz işin o kısmından uzak kalalım. Elleşmeyelim. Zira yazar abla bu seriyle hem canciğer aşk romanı sülüğü olmuş ergenleri vurabiliyor, hem ortamlarda akabilmek için popüler kitapları elinden düşürmeyenleri, hem de bizim gibi masum, ezik, sadece okumak için okuyanları. Tüm kazancı helal-i hoş olsun, ablacığımızın.



   Okuyun efem. Serinin tümünü bulun buruşturun okuyun. Size bir şey kaybettirmez. - Tabii tüm seriyi bir oturuşta bitirmeye kalkıp, kendinize karşı kasten adam öldürmek suçuna teşebbüs etmemişseniz - Katniss denen veledin asiliğinde kaybolun. Bir an sonra Capitol'un diktatörlük yönetimiyle bugünün Dünyasını anın ve içinizden sisteme - evet, yine - lanetler yağdırmaya başlayın.


    Şimdiden iyi okumalar. Uyarılara ve de sağlığa dikkat. Gözünüz kelimelerde olsun!

                                                  
                                                  Değerlendirmem



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder